Öğrenme Sevgisi

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 03-05-2010

Bilişim sektörü, en hızlı değişen sektörlerden biridir. Her ay mutlaka yeni bir teknolojinin, standardın veya platformun haberini alıyoruz. Yenilikleri sürekli takip edip kendi bilgisini de bu doğrultuda tazelemeyen biri, daha ne olduğunu anlayamadan kendini son kullanma tarihi geçmiş bir programcı olarak bulabilir. Bu yüzden, özellikle programcılığı meslek olarak seçmek isteyenlere, kendilerine şu soruyu sormalarını tavsiye ediyorum: “Sürekli ve hiç bitmeyen bir öğrenme sürecini hayat tarzı olarak benimseyebilir miyim?” Eğer cevabınız olumluysa, tebrikler! Aramıza hoşgeldiniz…

Adaptasyon

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 26-04-2010

Az önce söz ettiğim ortamda, öğrenme isteği kadar adaptasyon yeteneği de önem kazanmaktadır. Yeni teknolojiler kimi zaman öyle büyük reformlar getirir ki, eski teknolojiler hakkında bildiğimiz herşeyi bir kenara bırakmamız gerekir; böyle bir durumda, adaptasyon yeteneği yüksek olan kişiler bu geçiş dönemini daha kolay bir şekilde aşabilir.

Bu konuda, yakın geçmişte yaşadığım bir olayı örnek göstermek istiyorum. Microsoft .NET teknolojisiyle ilk kez tanıştıktan sonra, ASP’den bu yana ne kadar çok şeyin değişmiş olduğunu hayretle izlemiştim. Önümde iki seçenek duruyordu: Ya ASP’nin güvenli(!) sularına geri dönecektim, ya da teknem -deki yelkenleri değiştirmek pahasına ASPX’in azgın sularına yönelecektim. Seçtiğim yol ikinci yol oldu, ve düşünce şeklimi ASPX’in getirmiş olduğu mantığa adapte ettikten sonra geriye hiçbir problem kalmamıştı.

Yeniliklere adapte olmak konusunda girdiği her kabın şeklini alabilen su kadar esnek olamayacağınız konusunda endişeleriniz varsa, hemen hatırlatalım: Adaptasyon da tecrübe ile geliştirilebilir. Daha fazla program yazdıkça, bu konudaki yetenekleriniz de artacaktır.

Doğaçlama

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 12-04-2010

“Doğaçlama mı? Doğaçlama dediğin müzikte olur oyunculukta olur, programcılıkla ne ilgisi var?” Aslında bakarsanız haklısınız, programcılık ile doğaçlamanın doğrudan bir ilgisi yok. Bununla birlikte; doğaçlama denen süreç ile bir problemi programa çevirirken kafamızda çalışan analitik sürecin ciddi benzerlikleri var. Her ikisinde de; kullanılan makinanm (piyano - bilgisayar), teknik bilgi doğrultusunda o anda ortaya çıkan duruma uygun bir şekilde manipüle edilmesi söz konusu.

Doğaçlama yapamayan biri programcı olamaz diye birşey elbette yok. Ancak; doğaçlama yeteneğine sahip biri analiz aşamasında çözüme daha rahat ulaşacaktır.

Hayvan Barınaklarında Düzenleme

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 27-03-2010

Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve Doğa Hayvanları Koruma Derneği (DOHAYKO) Genel Sekreteri Nesrin Çıtırık, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Oda-başı’nı makamında ziyaret ederek, Hayvan Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili görüş alış verişinde bulundular.

Ziyarette hayvanların daha iyi şartlarda korunması gerektiğine değinen ve hayvan barınağı sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulunan DOHAYKO Genel Sekreteri Çıtırık’ın ardından Bursa Milletvekili Necati Özensoy da Hayvanları Koruma Yasası’ndaki aksaklıklarla ilgili yeni düzenleme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çalışmalar yapıldığını ifade etti.

Başkan Yakup Odabaşı da Gölbaşı Hayvan Rehabilitasyon Mer-kezi’nin 10 yıldır ilçede bulunduğuna değinerek şartların çok ağırlaştığını, hayvanların daha sağlıklı bir ortamda korunması için uygun bir alanın olmadığını, mevcut yerin ise başka bir alana taşınması gerektiğini söyledi. Başkan Odabaşı, bu konuda Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde çalışmalar başladığını da kaydederek, Özensoy ve Çıtırık’ın çalışmalara destek vermesini istedi.

Matematik Zekası

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 25-03-2010

Programcılığın ikinci temel şartını hatırlıyor musunuz? Talepleri analiz ederek programlama dilinde ifade edebilmek, müzik veya resim kabiliyeti kadar keskin bir şekilde olmasa da, bazı insanlarda güçlü ve bazı insanlarda zayıf olan bir özelliktir. Ben psikolog değilim ve altında yatan sebepleri açıklaya-mam, ancak gördüğüm şey şu: Genelde matematik notları yüksek olan kişiler, programcılığı çok daha rahat öğreniyorlar.

Kimler Programcı Olabilir?

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 25-03-2010

O halde, programcılığın temel şartının bilgisayarla aynı dili konuşabilmek ve kendisine yaptırmak istediğimiz şeyleri bu ortak dile çevirebilmek olduğunu anlamış olduk.

Bu temel şartları bir kez de “süslü” kelimeler kullanarak ifade edelim. Programcılığın birinci şartı, en az bir programlama dilini bilmektir. İkinci şartı ise, problemleri analiz ederek söz konusu dilde yazılmış bir çözüme dönüş-türebilmektir.

“Ben programcı olabilir miyim?” sorusunun cevabı kısa ve net: Eğer teknolojiyi seviyorsanız ve bilgisayar başında yeterince vakit geçirirseniz programcı olabilirsiniz.

Bunun haricinde, programcılığı meslek olarak seçmeyi hedefleyen kişiler için, çevremdeki iyi programcılarda gördüğüm bazı ortak özelliklerin altını çizmeden edemeyeceğim.

Programcı Kimdir?

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 16-03-2010

Bir bilgisayara istediğiniz şeyi yaptırmanın yolu, bilgisayarla onun anlayacağı dilde konuşmaktan geçer. Aynen insan ilişkilerinde de olduğu gibi.Şimdi siz gidip de bilgisayarınıza “Bir satranç tahtası üzerinde 8 vezir birbirini kırmayacak şekilde nasıl yerleştirilebilir?” sorusunu doğrudan sorarsanız, size cevap vermeyecektir. Buna karşılık; sorunuzu analitik bir süzgeçten geçirerek bilgisayarınıza anlayabileceği bir dilde sunarsanız, bulduğu cevabı sizinle seve seve paylaşacağını göreceksiniz.

Piyanonun dilinden anlayıp, piyanoya istediği şeyi yaptırabilen kişiye piyanist denir. Aynı şekilde, bir(kaç) programlama dili bilerek bilgisayara istediği şeyi yaptırabilen kişiye de programa denir.

Programcılık Nedir?

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 16-03-2010

Eminim ki Internet’i veya ansiklopedileri “Programcılık Nedir?” sorusundan yola çıkarak araştıracak olursanız, karşınıza süslü püslü birçok tanım çıkacaktır. Aslında olay bu kadar karışık değil(dir.)

Size, her kim olursanız olun, farkında olarak veya olmayarak, her gün onlarca program yazdığınızı söylesem ne derdiniz?

Olaya şöyle yaklaşalım… Muhtemelen şu anda bulunduğunuz odada bir adet ampul, bir de ampulu yakmaya yarayan düğme vardır, öyle değil mi? Düğmeye basarsınız ve ampul yanar, düğmeye tekrar basarsınız ve ampul söner. Ampul ve düğmeden oluşan bu düzenek, basit bir makina olarak görülebilir. Makinanın nasıl çalıştığını anladıktan sonra (ki bunu anladığınızda muhtemelen 2 yaşındaydınız), ona istediğiniz şeyi yaptırmak hiç de zor değildir.Bu konuda bir başka örnek daha vermek istiyorum. Hayatınızda bir piyanonun başına ilk kez oturduğunuz zamanı hatırlıyor musunuz? Muhtemelen yanınızdaki kişi piyanonun tuşlarına 1-2 kez dokunmuş ve sizden de aynı şeyi yapmanızı beklemiştir. O anda piyanonun içinde yatan fiziksel prensipleri, bir tuşa basıldığında bir çekicin harekete geçip bir teli vurmak suretiyle titrettiğini, telin titreşiminden yayılan dalgaların kulağınızdan beyninize iletildiğini, beyninizde yorumlanarak ses halinde size iletildiğini biliyor muydunuz? Sanmıyorum… Ama buna rağmen, “makina”nm nasıl işlediğini anlamıştınız: “Tuşlara basarsam, ses çıkar”.

Başkalarının da beğeneceği parçalar çalabilen iyi bir piyanist olmak için uzun yıllar çalışmak gerekse de, çalışma prensibini anladıktan sonra bir piyanoya her şeyi yaptırabilirsiniz -evden eve nakliyat en azından müzik zevkimin fazla gelişmemiş olduğu çocukluk yıllarımda ben böyle hissetmiştim.

Piyano gibi nispeten basit mekaniğe sahip bir makinada, tuşlara her basışınız ortaya “piyano” platformunda çalışabilen bir program çıkaracaktır. Bu açıdan bakıldığında, tuşlara iki dakika boyunca gelişigüzel basan bir çocuk, her piyanoda çalışacak bir program yazmaktadır. Usta bir piyanist de aynı şeyi yapmaktadır, tek bir farkla: Onun eserlerini annesi haricindeki kişiler de keyifle dinler.

Sanırım anlatmaya çalıştığım şeyi sezdiniz: Bir makinanın nasıl çalıştığını anladıktan sonra, ona sınırları çerçevesinde istediğiniz herşeyi yaptırabilirsiniz.

îşte programcılık da bundan ibarettir.ankara nakliyat Benim tanımımla programcılık, bir makinaya istenen şeyi yaptırabilme sanatıdır. Söylemeye gerek yok; ampul, piyano gibi benzetmelerin ötesinde, aslında “bilgisayar” adı verilen makina-lardan bahsediyorum.

Bu bölümün sonunda fark etmiş olduğunuz gibi, ifadelerimde örnek kullanmayı çok seviyorum çünkü hem anlatmayı,ankara evden eve nakliyat hem de anlamayı çok kolaylaştırıyor. Aslında bakarsanız örnek, yazar ve okuyucu arasında gizli bir işbirliğidir. Bu işbirliğini kitabın sonuna kadar da sürdüreceğiz, merak etmeyin.

Başlangıç

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 16-03-2010

10 yaşımda Amstrad marka ilk bilgisayarıma kavuştuğumda, oyun oynamaktan çok çabuk sıkıldığımı hatırlıyorum. Benim zihnimi daha çok “Bu oyunları nasıl yapmışlar?” sorusu meşgul ediyordu. Programcılığa ilk adımımı da bu yaşta Basic dilinin temellerini öğrenerek attım.

Zaman geçtikçe ve ortaya Adam Asmaca’dan daha karışık programlar çıkartmak konusundaki hevesim arttıkça, C++, Pascal gibi daha güçlü dillere doğru yöneldim.

15 sene öncesinin Basic’inden günümüzün C# ve Java’sına uzanan yolda fark ettiğim ilginç birşey oldu: Teknolojiler, diller ve araçlar ne kadar değişirse değişsin, temel programcılık mantığında değişen pek birşey olmuyordu.

C++ bilen bir programcıyla Pascal bilen bir programcıya birer bilgisayar verin ve “Bir satranç tahtası üzerinde 8 vezir birbirini kırmayacak şekilde nasıl yerleştirilebilir?” şeklinde bir soru yöneltin. Sonuçta ortaya çıkaracakları kod birbirinden çok farklı olacaktır. Ne var ki kodlama, program yazma sürecinin aşamalarından sadece biridir. Bu süreçte ortaya koydukları düşünce şekli ve yaptıkları işler birbirine o kadar çok benzeyecektir ki, farklı diller kullanmaları önemsiz bir ayrıntı olmaktan daha ileri gitmeyecektir.

“Programcılık mantığı” diye tanımlayacağım alanda her iki programcı da tamamen aynı şeyleri yapacaktır; ortaya çıkan nispeten küçük fark, ancak programlama dili alanında olacaktır.

Kısaca şunu söyleyebilirim ki, “Ben programcı olmak istiyorum” diyen kişinin öğrenmesi gereken iki şey vardır: Programcılık mantığı ve bir programlama dili.Günümüzde programlama dilleri ile ilgili birçok referans kitap bulmak mümkün. Ancak programcılık mantığını adım adım öğreten ve “Bir program nasıl kurgulanıp yazılır?” sorusunu cevaplayan bir kitap ne yazık ki yok.

Daha doğrusu, şimdiye kadar yoktu. Elinizde tutmakta olduğunuz kitap, piyasada görülen bu boşluğu doldurmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bu kitap programcılık hakkında hiçbir şey bilmeyen ve programcı olmak isteyen kişiler kadar; bir veya iki programlama dili bilen, ama programcılık mantığının temellerini güçlendirmek isteyen kişilerin de ilgisini çekecektir.

Programcılık mantığı ve programlama dilleri, aslında ayrı ayrı öğrenilmesi gereken şeylerdir. Bu kitabın temel konusu programcılık mantığı olmasına rağmen, açıkladığım her kavramın sonrasında, söz konusu açıklamaya dair C#, Java, Delphi ve Visual Basic 6.0 ile yazılmış birer örnek bulacaksınız.

Bu kitabın konusu aynı zamanda yüksek lisans tez konum ile de örtüştüğün-den, içerdiği bilgiler akademik temellere sahiptir. Merak etmeyin, satırlar arasında karmaşık teorilerin ağır kokusuna rastlamayacaksınız; tam tersine, sizi son derece akıcı ve eğlenceli bir ifade bekliyor.

Ayrıca, piyasada edinmiş olduğum programcılık tecrübesini de satırlar arasına harmanladım. Kitabı bitirdiğinizde edinmiş olacağınız bilgiler, evde geliştireceğiniz basit uygulamaların ötesinde, iş dünyasında da rahatlıkla kullanabileceğiniz nitelikte olacaktır.

Kitabı okurken, en az benim yazarken aldığım kadar keyif almanızı umuyorum.

Hepinize iyi çalışmalar..

HAFIZAYI DİRİ TUTMANI YOLLARI.

0

Posted by admin | Posted in Aktüel | Posted on 11-03-2010

Unutmak! Hangimizin başına gelmiyor ki… Stres altında çalışan herkes
mutlaka zaman zaman unutkanlık yaşıyor. Bu çok doğal bir olay. Fakat
çoğumuz, böyle durumları belirgin yaşadığında, hemen, ´Acaba hafızamda
bir sorun mu var?´ endişesine kapılıyoruz. Oysa gerçek olan, bazı
ender rahatsızlıklar dışında, unutkanlığın yaşanılan günlük stresten
kaynaklandığı. Fakat unutkanlığımızı bazı küçük alıştırmalarla
giderebiliriz.

Uzmanlar, aşağıdaki 10 değişik alıştırmanın, çeşitli zamanlarda ve
çeşitli ortamlarda uygulanabileceğini, düzenli yapıldığında ise çok
güzel sonuçlar alınabileceğini belirtiyor.

Ters El Alıştırması: Sağ elinizi kullanıyorsanız, biraz da sol elinizi
çalıştırmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın veya çayınızı
kaşıkla alışık olduğunuz yönün tersine karıştırın. Kalemi ters
elinizle tutun. Biraz üreticiliğinizi kullanın ve daha neleri tersten
yapabileceğinizi bulun. Tabii bulduklarınızı da hemen deneyin. Sonuç
olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız
diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Çocuk Oyunu Alıştırması: İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk
gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun,
dinleyin, koklayın. Çiçek açan ağacın kokusunu keşfetmeye çalışın.
Fırında satılan taze ekmeklerin kokularını algılamaya çalışın.
Yürüdüğünüz zeminin özelliklerini hissedin. Caddede duyduğunuz sesleri
ayrıştırın. Yanınızdan geçen insanların tek tek konuşmalarını
dinleyin. Evinizde gözlerinizi kapatarak bir yerlere ulaşmaya çalışın.
Kısacası, duyularınızı alışık olmadığınız tarzda kullanın. Bu şekilde
çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini
arttırırsınız. Eğer bu yaptıklarınızdan zevk alır ve insan veya
olayları detaylı algılamayı sürdürürseniz, hafızanız her zaman canlı
kalmaya devam eder. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını
kullanırsanız, unutmak istemedikleriniz o kadar sağlam kalır.

Harf Alıştırması: Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın.
Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini
çizin. Örneğin, çift ´t´ ve ´m´lerin üzerini işaretleyin. Bir sonraki
aşamada, kelime içinde birden fazla geçen harflerin üzerini çizin.
Alıştırmayı yaparken, kelimelerin üzerinde fazla düşünmeyin ve hemen
işaretleyin. Böylelikle konsantrasyon gücünüzün ne kadar uyarıldığını
hemen hissedeceksiniz. Başarılı olma isteğiniz ve aldığınız zevk
zihnin canlanmasını arttırır.

Polisiye Alıştırması: ´Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki
saat önce ne yaptım?´ gibi, genellikle polisiye romanlarında veya
filmlerinde sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplamayı
da unutmayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi
geliştirebilirsiniz. Ayrıca kısa hafızanızı da harekete geçirmiş
olursunuz.

Yürüyüş Alıştırması: Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin.
Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol
elinizle dizinize dokunun. Bu esnada o kadar esnek hareket edin ki,
bacağınızı indirirken, kolunuz başınızın üzerine gelecek kadar
yükselmeli. Bu hareketleri birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken
sadece kan dolaşımınız hızlanmaz, aynı zamanda koordinasyon
yeteneğiniz de artar. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki
tarafını kullanmış olursunuz.

Ressam Alıştırması: Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin.
Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu hareketi
gevşek ve dengeli yapın. Kendinizi ´Leonardo da Vinci´ veya sevdiğiniz
bir başka ressamın yerine koyun. Bu çizim hareketleri, yorgun
zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi
etkili biçimde yok eder.

Ajan Alıştırması: Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız.
Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki
harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece,
sadece sıkışık trafiğin eğlenerek çabuk geçmesini sağlamaz, aynı
zamanda kelime hazinenizi geliştirir ve beyninizi canlandırırsınız. Bu
alıştırma, acil plaka ezberlemeniz gerektiği durumlarda çok işinize
yarayabilir.

Resim alıştırması: Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay
ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem
kağıt alın ve kağıdın üzerine bir tane mum, bir kuğu, üç kollu bir
kaktüs, üç yapraklı bir yonca, beş parmaklı bir el, hortumunu yukarı
kaldırmış bir fil, sola dalgalanan bir bayrak, saatli bir yumurta,
sapının üzerinde duran bir pipo, davul yanında duran bir adam, iki
deniz feneri ve bir saat çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor.
Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Örneğin, mum biri, kuğu
ikiyi, kaktüs üçü ifade ediyor. Bu sıralamaya hakim olduğunuzda,
sembollere aklınızda tutmanız gereken bir listeyi koyabilirsiniz. Eğer
bu bir alışveriş listesiyse, mumun süt şişesinin üzerinde durduğunu,
kuğunun boynunda portakal filesinin asılı olduğunu hayal
edebilirsiniz. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı daha
kolay başarırsınız.

Otobiyografi Alıştırması: Düşünün ki hayat hikayenizi tekrar yazmanız
gerekiyor. Burada, işe gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun
için en yakın arkadaşınızın kim, tipinin nasıl olduğunu hatırlamanız
gerekiyor. Tabii sınıfınızın düzenini, görüntüsünü de. Ayrıca
sınıfınızın penceresinden neler göründüğünüzü de hayalinizde
canlandırmaya çalışın. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı
harekete geçirirsiniz.

Hipnoz Alıştırması: Özellikle stresli anlarınızda veya kaygıya
kapıldığınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla
olumsuz düşüncelerinizi yok eder, hedeflerinize daha kolay ulaşmanızı
sağlarsınız. Eğer önemli bir görüşmeden önce, hafızanızın sizi yarı
yolda bırakacağından korkuyorsanız, her gün gözlerinizi kapatarak
kendi kendinize tekrarlayacağınız bir cümle belirleyin. Örneğin,
´Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim´ cümlesini
tekrarlayabilirsiniz. Bu alıştırmada önemli olan, bunu her gün
uygulamanız…..

SEVGİLER…

Genç Gelişim Dergisi… http://www.facebook.com/l/740dd;WWW.İZMİRKASİAD.COM
——————–